Congratulations, you just completed Horizontal Scrolling Announcement plugin installation.
CAFERİ ALİMLER BİRLİĞİ (CABİR)’DEN KAMUOYUNA RAMAZAN AYI DUYURUSU

CAFERİ ALİMLER BİRLİĞİ (CABİR)’DEN KAMUOYUNA RAMAZAN AYI DUYURUSU

Gazze’de bir Filistin’li daha şehit edildi

Gazze’de bir Filistin’li daha şehit edildi

Gazze Günü; 14 yıl kuşatmanın ardından

Gazze Günü; 14 yıl kuşatmanın ardından

Yemen’de onlarca Suudi işbirlikçi öldürüldü

Yemen’de onlarca Suudi işbirlikçi öldürüldü

Yarın Tahran Cuma Namazı’nı İslam İnkılabı Rehberi kıldıracak

Yarın Tahran Cuma Namazı’nı İslam İnkılabı Rehberi kıldıracak

KABİL’DEN FİRAVUN’A FİRAVUN’DAN YEZİD’E YEZİT’TEN ARABİSTAN’A-1
  • MehdiAksu
    • Mehdi Aksu
    • m.aksu@caferialimler.com
    • 11 Haziran 2017 - 14:26:27
    • Gsterim : 729 views

Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve alihi vesellem): “İlim Allah’ın yeryüzündeki emanetidir. Âlimler ise Allah’ın yeryüzündeki güvendiği emin kimselerdir…” (Bihar’ul-Envar, c. 2, s. 36)
Neden makalemize bu başlığı verdik? Çünkü meş’um, kanlı, karanlık, barbar, vahşi, İslam coğrafyasının kanser virüsü Arabistan’ın tarihinde hep bu olumsuzluklar olduğu için… Çünkü Arabistan karanlık tarihi boyunca daima Kabillerin, Nemrutların, Firavunların, Ebu cehillerin, Yezitlerin, Haccacların safında, tarafında yer almış ve her zaman onların cinayetlerine cinayetler eklemişlerdir. Çünkü Arabistan ya soy/boy olarak veya yol/yordam olarak onların neslindendir, takipçilerindendir. Bu söylediklerimizi son cinayetleri ile daha da ispat etmiş bulunmaktadırlar.
Acaba Arabistan hangi semavi dinin mensubudurlar! Bunlar İslam dininin bir mensubu olamazlar! Zira İslam peygamberi savaşlarda kitlelerin mabetlerine, din adamlarına dokunulmamasını, onlara saygısızlık ve fenalık yapılmamasını emretmiştir. Ama bugün kendilerinden başka kimseyi Müslüman olarak kabul etmeyen, kendileri dışında Kelimei Tevhide şehadet getirenleri müşrik olarak addeden ve onlara ve ilim adamlarına tahammül edemeyen ve hatta her fırsatta onların yaşam haklarına bile halel getiren Arabistan ne hikmetse bebek katili Siyonistler ve İslam coğrafyasını ateş çemberi haline dönüştüren ABD emperyalizmi ile sarmaş dolaş olmaktan da bir an olsun geri durmamış ve hatta bu bölgede İslam ve Müslümanlara karşı Siyonistler ve emperyalistlerin emrinde şımarık hazır kıta bir askeri manga gibi emre amade olarak hareket etmişlerdir.
Tarihi boyunca binlerce cinayeti ve barbarlığı gerçekleştiren Arabistan’ın son cinayetleri Müslümanlar tarafından bardağı taşıran son damla olarak kabul görmelidir artık.
Terörist devlet Arabistan kendi topraklarında, Yemen’de, Irak’ta, Suriye’de… kendi terör eylemlerini ört bas etmek için sözde “teröre karşı İslam ittifakının” başını çekiyor. Arabistan şunu çok iyi bilmelidir ki, bazı ülkelerin iktidarlarını yanlarına alıp görüntü verebilirler ama Müslüman kitleleri asla yanlarına alamayacaklar ve Müslümanların gözlerini boyayamayacaklardır.
Bütün dinlerde ifrat ve tefrit yapılmış ve her zamanda ifrat ve tefrit toplumları zararlara yol açmış ve yıkımlara sebep olmuştur. İfrat hastalığına yakalanan bir insan kendisini herkesten dindar görür ama gerçekte dindar değil de “dini dar”dır. İslam tarihinde ifrat ehlinin Hz. Peygamberi (sallallahu aleyhi ve alihi vesellem) ve ashab-ı kiramı kendi selamlarına layık görmeyenler, Hz. Peygambere ganimet taksiminde adil ol diyenler bile olmuşlardır. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve alihi vesellem) döneminde yer yer bireysel ve fevri olarak toplumda kendisini gösteren bu düşünce, Hz. İmam Ali (aleyhisselam) döneminde Sıffin savaşında, hakemeyn olayından sonra kitle halini almış ve bir akım oluşturmuşlardır.
Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve alihi vesellem) döneminde ifrat ile anılan bu zihniyet Hz. Ali döneminde harici ismini almıştır. Hariciler uzun yıllar İslam dinine ve Müslümanlara birçok zararlar vermişler, girdikleri yerlere kandan, dehşet ve vahşetten başka bir şey götürmemişlerdir. Yakaladıkları iki kişiye “siz hangi dindensiniz” diye soru sorduklarında; onlardan biri Yahudi’yim veya Hıristiyan’ım dediğinde ona ikinci bir soruyu sormamış ve serbest bırakmışlardır. (Elbette dinimden olmayan öldürülmelidir düşüncesi İslam’a göre haram kılınmıştır.) Ama diğeri Müslüman’ım dediğinde, ikinci bir soruyu; “sen Ali’yi seviyor musun” diye sormuşlardır. Kişi “evet ben Ali’yi seviyorum” cevabını verdiği takdirde en kötü şekilde öldürülmüştür. Abdullah b. Hubab Hz. Ali sevenlerinden olduğu için hanımının gözleri önünde başı bedeninden ayrılmış, hanımı öldürülmüş ve hamile olduğu çocuğu karnından çıkarılarak parça parça edilmiştir. Bu cinayetleri yapmadan önce Abdullah b. Hubab’ı sorgulama esnasında “kuru bir hurmayı sahibinden izin almadan yiyen insanı” sen haram iş yaptın veya sorgulama esnasında, sazlıkta olan bir domuzu öldürene “domuz bile olsa onu öldürmen haram ve yeryüzünde fesattır” diye çıkışan ve bir hurmadan, bir domuzdan dolayı feveran eden bir zümreyi görüyoruz. Kolları dirseklerine kadar masum insanların kanlarına bulaşan bu kör yamyamlar bir hurmanın, bir domuzun hesabını yapıyorlardı. Bunların durumu Hz. Hüseyin’in mübarek başını bedeninden ayırarak ve bir gün sonrasında “elbisemde sivrisinek kanı vardı, namazım bozulur mu” sorusunu soran kör yamyamların, bedbahtların durumuna benzemektedir. İşte bugün Yahudi Arabistan’da Ayetullah Nemr ve beraberindekilere dedelerinin yaptıklarının aynını yapmışlardır.
Harici zihniyet bu gün Yemen’de köylere, kasabalara, savunmasız bölgelere saldırarak, dedelerini, abileri Siyonist Yahudileri ve efendileri ABD yi mutlu etmenin peşindedirler.
Harici zihniyetin zulümleri Kerbela’da son haddine ulaşmış ama yine de zulme doymamış ve vahşiliklerine devam etmişlerdir. Böylelikle Emeviler devri sancıları, meş’umlukları, katliamları ile tarihin ve günümüzün nefretlerini kazanarak noktalanmış oldu ama zihniyet son bulmadı ve Abbasiler döneminde de bu zihniyet varlığını gösterdi. Abbasiler hilafete geldikten sonra Emevileri öldürmeye başladılar, Ümeyye oğullarının mezarlarını açtılar, bulduklarını yaktılar ve zalimce bir yol takındılar. Ehlisünnet mezheplerinden birisinin lideri olan “Ebu Hanife” Mensur’un zindanına atıldı ve işkenceler gördü. Dört mezhepten birisinin lideri olan “Ahmet b. Hanbel”e kırbaç vuruldu. Ehlibeytin altıncı imamı Cafer-i Sadık birçok işkence ve eziyetler sonrası zehir ile şehit edildi, Şiaların toplu olarak grup grup başlarını kesiyorlardı, canlı canlı mezara gömüyorlardı, duvar altında bırakılıyor veya devlet binalarının altında defnediliyorlardı. Emevilerin hükümet döneminde Şialar Velayet suçu ile daima işkence ve eziyetlere maruz kalıyorlardı ve kadınlar dahi bu iğrenç tutumdan müstesna değillerdi.
İbni Esir şöyle yazıyor; Haccac Zübeyr’in oğluna galip geldiği zaman Medine’ye gelerek Medine halkına çok kötü davranmaya başladı ve onlardan bazılarına örneğin, Cabir b. Abdullah Ensari’ye, Sahl b. Sad’a hakaretler etti. O, onlara hakaret etmek için, onların ellerine kilit vurdu ve bundan daha da kötüsü askerlerine insanların evlerine girerek onların namuslarını kirletmeleri için mutlak bir özgürlük verdi. (El-Kamil fit Tarih, c.4, s.358-359-482) Mes’udi şöyle yazıyor; Savaş olmaksızın Haccac’ın öldürdükleri yüz yirmi bin kişidir. Haccac dünyadan gittiği zaman onun zindanında on altı bini çıplak olan elli bin erkek ve otuz bin kadın bulunmaktaydı. Zindandakilerin çoğunluğu Ali Şialarıydı. Haccac kadın ve erkekleri aynı zindanda hapsediyordu. Haccac’ın zindanlarının yaz aylarında güneşi engellemek ve kış aylarında yağmur ve soğuktan korunmak için tavanı yoktu. Zindandakiler yaşadıkları odalarda tuvalet ihtiyaçlarını gidermeye mecbur bırakılmışlardı, bundan dolayı kötü kokular onlara eziyet ediyordu. Zindandakilerden birisi öldüğü zaman bedeninin kokması ve oradakilere eziyet sebebi olması için cenazesini dışarı götürmüyorlardı. (Müruc-uz Zeheb, c.3, s.175-176)
İbni Cevzi’nin tarihinde şöyle nakledilmiştir; Haccac’ın zindanında bulunanlar güneşin kavurucu hararetinden dolayı duvar gölgesine gittikleri zaman nöbetçiler onları taşla vurarak duvardan uzaklaştırıyorlardı. Haccac zindandakilere tuz ve toprak karışımlı arpa ekmeği veriyordu. Haccac’ın zindanına atılan kimsenin bir kaç gün sonra derisinin rengi değişir ve siyaha dönüşürdü. İbni Esir Kameri seksen dokuzuncu senenin olaylarında şunları yazıyor; Halid b. Abdullah b. Kasri Mekke’nin hâkimi olduğu zaman bir konuşma yaparak şunları söyledi; Ey insanlar! Halid’in hilafeti mi iyidir yoksa Hazreti İbrahim’in riyaseti mi? Allah’a yemin olsun ki, halifenin faziletini bilmiyorsunuz. İbrahim Halil Allah’dan su istedi Allah ona acı ve tuzlu suyu verdi (zemzem suyu) ama Velid’in kuyusu tatlı su ile doludur. Halid insanların Velid’in kuyusunun suyunun daha iyi olduğunu anlamaları için, Velid’in kazdığı kuyunun suyunu Zemzem kuyusunun yanına aktarıyor ve orada bir havuza boşaltıyordu, bunun için Velid’in kuyusunun suyu kurudu. (El-Kamil fit Tarih, c.4, s.536)
El-Ağani’nin sahibi şöyle yazıyor; Halid Zemzem kuyusunun suyunu “pislik ve kesafet menbaası” olarak adlandırıyordu. Bir gün minbere çıkarak, alaylı bir şekilde şöyle dedi; “Bizim batılımız nereye kadar sizin hakkınıza galip gelecektir! Allah’ın sizlere gazap etme ve bizleri yok etme zamanı acaba daha gelmedi mi? Eğer emir-ül müminin Velid Kâbe’yi yıkıp, onun taşlarını Şam’a taşımayı emretseydi ben bunu yapardım. Allah’a yemin olsun ki, Velid Allah katında peygamberlerden daha üstündü.”
El-Ağani’nin sahibi şöyle devam ediyor; Halid’in annesi Hristiyan’dı. Hıristiyanlar ve ateşe tapanları Müslümanlara musallat ediyor, onlara işkence ve eziyet etmeleri için emir veriyordu. O Hıristiyanlara Müslümanların cariyelerini satın alarak onlarla evlenmeyi caiz kıldı. Alman şark bilimcisi B. Wellhausen şöyle yazıyor; Halid Küfe’nin hâkimi olduktan sonra Caminin kıble tarafının arkasında annesi için bir kilise bina etti. (Tarih-ul Devlet-ul Arabiye, s.319) Yezit b. Abdulmelik bir gün Ebu Leheb’e selam göndermek ile meşgulken, ona şöyle dediler; Ebu Leheb kâfirdi ve Allah Resulüne eziyet ediyordu. O şöyle dedi; Biliyorum ama güzel sesi olduğu için ben ondan hoşlanıyorum. (İkd-ul Ferid, c.4, s.202)
“En-Niza ve-t Tehasum” kitabında şunlar yazılmıştır; “Mensur bir odanın kontrolünü oğlu Mehdi’nin eşine verdi ve ona kendisi hayatta olduğu müddetçe onun kapısını açmamasına dair yemin ettirdi. Mensur dünyadan gittikten sonra oğlu Mehdi odanın kapısını açtı ve odada Ebu Talib’in soyundan öldürülenleri gördü, onların soy silsilesi kâğıt üzerine yazılmış ve kulaklarına bağlanmıştı ve onların arasında çocuklar bile vardı. Mensur’un diğer cinayetleri ise şunlardı; Valisine İmam Cafer Sadık’ın (aleyhisselam) evini yakmasını ve O hazreti zehirlemesini bir mektup da emretti. Bundan dolayı O hazret zehirlenerek dünyadan gitti. (Kamus-ur Rical, Muhammed Taki Şüşteri, hicri 1410 Basımı) Mensur kendi itirafına göre Hz. Ali’nin (aleyhisselam) evlatlarından bin kişiden fazla öldürmüş ve onun eli ile öldürülen Şiaların sayısı hesaplanmayacak kadar fazladır.
Ve bugün; Bu günün haricileri, tekfircileri ve dehşetleri. Bu gün dünün devamıdır, aynısıdır. Bu gün Suriye’de, Irak’da, Yemen’de Ehlisünnete ve Şia’ya fark gözetmeden zulümleri, katliamları, tecavüzleri yapan Arabistan’ın yamyam evlatları dünün imam katillerinin devamı, takipçisi ve nesilleridirler. Dünün imam katilleri (İmam Ali, İmam Hasan, İmam Hüseyin) bu günün bebek katilleri, kestikleri insanların başları ile top oynayan vahşileri, yamyamlarıdırlar. Bunların dedeleri tarihte neler yapmışlarsa bunlar da bu gün aynısını yapmaktadırlar. Dedeleri baş kesmişler, genç, yaşlı, çocuk demeden kıyımlar, katliamlar yapmışlar, mezarları yıkıp, yok edip, yağmalamalar yapmışlar, ilim adamlarını ve hatta masum imamları katletmişler. Bu günküler de genç, yaşlı, erkek, çocuk demeden katliamlar, tecavüzler yapıyor, ashab-ı kiramın, ilim adamlarının, peygamberlerin türbelerini, mezarlarını yıkıp yok edip, yağmalıyorlar ve bu zulümlere sessiz kalmayan ve bunların uzaktan yakından İslam ile en ufak bir bağının olmadığını haykıran Ayetullah Nemr gibi ilim adamlarını idam etmekten geri durmamışlardır. Bugün bu akımın başını çeken Arabistan’ın kukla satılmış kralları, krallık hanedanına uşaklık yapanlar ve vahhabi, selefi düşüncesinde olanlardır.

Devam Edecek
Selam ve Dua ile…
Mehdi AKSU

  • Etiketler
  • Yorumla
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz