Hz. İmam Musa Kazım (aleyhisselam): "Mümin terazinin iki kefesi gibidir. İmanı arttıkça belası da çoğalır."
CABİR’den Bayram Açıklaması

CABİR’den Bayram Açıklaması

CABİR’den Ramazan Ayı Açıklaması

CABİR’den Ramazan Ayı Açıklaması

ARTIK YALNIZ DEĞİLSİN!

ARTIK YALNIZ DEĞİLSİN!

Türkiye’ye Ambargo İçin Düğmeye Basıldı

Türkiye’ye Ambargo İçin Düğmeye Basıldı

UAEA: İran’da Nükleer Faaliyetlere Yönelik Bir Gösterge Yok

UAEA: İran’da Nükleer Faaliyetlere Yönelik Bir Gösterge Yok

Stratejik Ortaktan Stratejik Yaptırımlar mı Yolda?
Stratejik Ortaktan Stratejik Yaptırımlar mı Yolda?

Afrin operasyonunun ardından Washington ile Ankara arasında oluşan gerilimin kontrollü biçimde devam ettiğini ifade eden Hürriyet’in Washington temsilcisi Cansu Çamlıbel, ABD Kongresi’nin Türkiye’ye yönelik yaptırım hazırlığı içinde olduğunu ileri sürdü.

ABD’de Kongre’nin, Türkiye’ye karşı yaptırım kararı almaya hazırlandığı iddia edildi. Buna göre, yaptırım listesine konulması için tartışılan isimler arasında adalet bakanı dahil bazı siyasetçiler, hakim ve savcılar bulunuyor.

Hürriyet’ten Cansu Çamlıbel’in bugün yayımlanan ‘Yumurtaların üzerinde yürümek’ yazısı şöyle:

“Türkiye’nin Suriye’de Afrin’e yönelik Zeytin Dalı operasyonunda ikinci hafta sona ererken Ankara ile Washington arasındaki gerilim kontrollü biçimde devam ediyor.

Amerikan yönetimi, adım atmadan Türkiye’yi başından beri tamamen karşı olduğu Zeytin Dalı operasyonunu sonlandırmaya ikna edemeyeceğinin farkında. Öte yandan Suriye’de sahada Rusya ve İran ile kıran kırana rekabeti sürerken kendisine savaş kazandıran Suriye Demokratik Güçleri (SDG) içindeki en kritik unsur olarak gördüğü YPG’lileri küstürüp kaybetmeye şu an için hazır değil. O nedenle de şimdilik sadece Suriye’de Türk ve Amerikan askerlerinin birbirine silah çekmesine neden olacak bir sıcak çatışma senaryosunu önleme peşinde.

‘BASKIN SEÇİM İHTİMALİ SATIN ALINAN BİR SENARYO’

Hem Pentagon’da hem de ABD Dışişleri’nde ortak kanaat TSK’nın Afrin hattında en az yaz aylarına kadar kalacağı yönünde. ABD başkentinde şu sıralar en çok konuşulan şey Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 15 Temmuz darbe girişiminin ikinci yıldönümüne denk gelecek şekilde baskın bir genel seçim hazırlığı içinde olduğu. Washington’da Türkiye dosyasına bakanlar Erdoğan’ın Suriye’de şahin bir politikayla milliyetçi seçmen tabanını kendi arkasında konsolide etmeyi hedeflediği tezinden hareketle şimdi olmasa da olası bir yaz seçiminin hemen öncesinde TSK’nın Menbiç’e yönelik bir aksiyona geçebileceğini düşünüyor.

Türkiye’nin Suriye’deki operasyonu Menbiç’e doğru genişletmesinin Amerikalılar açısından kabus senaryosu olmasının sebebi Türk askeriyle çatışmanın kaçınılmaz olması değil.ABD bugüne kadar Suriye’de Rusya’yla bile birkaç kez jetlerinin dramatik olarak kafa kafaya gelmesi dışında karada bir çatışma ortamını başarıyla engelledi. Türkiye ile ABD gibi iki NATO müttefikinin sıcak çatışma ihtimalini engelleyebilmesi için güçlü mekanizmalar var. Nitekim bu mekanizmalar devreye sokulmuş durumda.

‘PENTAGON’UN ASIL ENDİŞESİ BAŞKA’

Pentagon’un çatışmaktan daha büyük endişesi Türkiye’nin Afrin’de yürüttüğü operasyona açıktan bir tavır almayarak zaten kızdırdığı YPG’lilerin DEAŞ’la mücadeleden çekilerek bütün insan kaynağını TSK operasyonlarına yanıt vermeye yönlendirmesi ihtimali. Güvenlik bürokrasisi böylesi bir sürecin Suriye’de cihatçılarla Amerikan askerleri yerine Kürtlerin savaşmasını öngören 4 yıllık stratejiyi yerle bir etmesinden endişe ediyor. Kabus senaryosu olarak gördükleri bu durumun Kürtlerin de Suriye’deki diğer kritik aktörler gibi zaten halihazırda ilişki içinde oldukları Moskova’ya yanaşmasına neden olabileceğini düşünüyorlar.

‘1 MART BENZETMESİ’

PKK/YPG meselesinde Türkiye’ye daha yakın tezleri savunan Amerikalı diplomatların sistemin hep sesi daha cılız çıkan tarafında kalıyor olmaları bundan. Pentagon Türkiye’nin olası Menbiç operasyonuna salt taktik bir savaş vizyonuyla karşı çıkarken ABD Dışişleri’nin başka bir derdi daha var. Diplomatlara göre Pentagon’un öngördüğü kabus senaryosu gerçekleşir de ABD’nin Kürtler üzerine kurduğu DEAŞ’la mücadele stratejisi çökerse bu aynı 1 Mart tezkeresinde olduğu gibi Türkiye’yi kritik bir savaşın gidişatını değiştirmekle suçlayan bir algının devlet kurumlarına iyice çöreklenmesine neden olabilir.

Amerikalı diplomatların bu tür söylemleri Türkiye’yi Suriye’de daha geniş çaplı bir operasyondan caydırmak için kullanıyor olmaları olağan. Bunlar diplomaside başvurulan taktikler. Ancak Türk-Amerikan ilişkileri 2003’ten farklı olarak zaten dip noktasına yakın bir yerde seyrettiği için bu söylemlerin Türkiye üzerinde etki yapmasını beklemek hiç gerçekçi değil.

Dahası Amerikan kurumlarındaki ve kamuoyundaki halihazırdaki negatif Türkiye algısının olumluya dönmesi Pentagon’un kabus senaryosu gerçekleşmese bile çok zor. ABD Kongresi tarihinin en Türkiye karşıtı dönemini yaşıyor. Türkiye’ye hala belli ölçüde yakınlığını koruyan az sayıdaki siyasetçi durumun vahametini şöyle özetliyor; ‘Türkiye’ye yönelik alerji o kadar üst seviyede ki Ermeni tasarısı bugün gelse kimse tutamaz büyük çoğunlukla oylanır.’

‘ABD KONGRESİ’NDE TÜRKİYE İÇİN MAGNİTSKY LİSTESİ HAZIRLIĞI’

ABD Kongresi’nde Trump yönetiminin Türkiye’ye hem S-400’ler, hem de başta Pastör Andrew Brunson olmak üzere Türkiye’deki tutuklu Amerikalılar ve Amerikan personeli yüzünden yaptırım uygulaması gerektiğini savunan ciddi bir damar var. S-400’ler için Türk savunma sanayiini hedef alabilecek olası yaptırımlar Trump’ın Rusya’ya yönelik genel yaptırımların uygulamasını ağırdan alıyor olması nedeniyle şimdilik bir süre ötelenmiş gibi gözüküyor.

Ancak Türkiye’yi hedef alabilecek asıl yaptırımlar önümüzdeki haftalarda yargı alanından gelebilir. ABD Kongresi 2012 tarihli Magnitsky Yasası çerçevesinde bazı Türk devlet yetkililerine yönelik yaptırımları tartışıyor. Adını 2009 yılında Moskova’daki bir hapishanede ölen yolsuzluklarla mücadele avukatı Sergey Magnitsky’den alan yasa insan hakları ihlallerine karışan yabancı hükümet ve devlet yetkililerinin ABD’deki mal varlıklarının dondurulmasını ya da ABD’ye seyahatlerinin engellenmesine imkan veriyor.

Kongrenin amacı Pastör Brunson’ın tutukluğuna neden olan kişilerden oluşan bir liste hazırlayarak ABD Dışişleri Bakanlığı’na göndermek. Yaptırım listesine koymak için tartışılan isimler arasında adalet bakanı da dahil bazı siyasetçilerin, hakim ve savcıların olduğu dedikodular arasında. Ancak Magnitsky Yasası çerçevesinde hazırlanacak listenin yargıdan ziyade ekonomiyi hedef almasını savunan alternatif bir görüşün de olduğu konuşuluyor.

‘GEREKENİ SİZ YAPMADINIZ, BİZ YAPACAĞIZ’

Kongre nihayetinde o listeye kimin ismini koyarsa Dışişleri ve Hazine Bakanlıkları adım atmak ve listeyi yayınlamak zorunda. Yasa böyle diyor. ABD Dışişleri’nin Türkiye’de tutuklu Amerikan personelinden ya da Amerikan vatandaşlarından hiçbirini kurtaramadan Türkiye’de vize hizmetlerine geri dönme kararına kızgın olan Kongre adeta ‘Gerekeni siz yapmadınız, biz yapacağız’ havasında.

Arka planda diğer siyasi sorunlar daha da çetrefilli bir hal alarak derinleşirken ABD yönetiminin Türkiye ile Suriye zeminindeki denge arayışında boşa düşmesi düşük bir ihtimal değil. Bu hafta Turkish Heritage Foundation tarafından düzenlenen panelde dinlediğim Amerikalı General James Conway son haftalarda Trump yönetiminin Ankara ile Kürtler arasında yürüttüğü Afrin diplomasini ‘Tillerson ve Mattis yumurtaların üzerinde yürüyor’ diye tanımladı. Aynı Conway’in dediği gibi Amerika Suriye’de yumurtaların üzerinde yürüyor. Kimsenin yumurtasını kırmadan bu işten sıyrılması da zor gözüküyor.

  • Etiketler
  • Yorumla
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz