Hz. İmam Musa Kazım (aleyhisselam): "Mümin terazinin iki kefesi gibidir. İmanı arttıkça belası da çoğalır."
‘Yemen’de ABD yapımı bir trajedi var’

‘Yemen’de ABD yapımı bir trajedi var’

ABD’nin BM Temsilcisi Haley: Kaşıkçı cinayetinden tümüyle Suudi Veliaht Prensi sorumludur

ABD’nin BM Temsilcisi Haley: Kaşıkçı cinayetinden tümüyle Suudi Veliaht Prensi sorumludur

Siyonistler, Direniş güçlerinin operasyonundan endişeli

Siyonistler, Direniş güçlerinin operasyonundan endişeli

İsrail, Filistinlilere kendi evlerini yıktırıyor.

İsrail, Filistinlilere kendi evlerini yıktırıyor.

Ürdün’den Beyaz Miğferler itirafı

Ürdün’den Beyaz Miğferler itirafı

Caferilerin Sayısı Neden Azdır?

Neye göre inanmalıyız? İman ve inanç hususunda ölçü ve kıstasımız ne olmalıdır? İtikat ve inanç esaslarında taklit olmadığına göre ne yapmalıyız? Hepsi bu başlık altında…

SORU: İmam Ali ve Ehl-i Beyt hakkında yüzlerce belki binlerce medih ve senakarane ve mübeşşirane ( rabbimizin kitabında ve resulünün hadislerinde ve büyük sahabelerin kelamlarında v.s.) hakikatlar olmasına rağmen caferilik (eimme-i isna aşer) mezhebi veyahut yolu; şu anda yeryüzünde 1.5 milyar tebası bulunan Âlem-i İslam içinde neden konum olarak İran’ın dışında ve sayı olarak 100 milyon (Âlem-i İslam’ın yüzde 6-7’sini veyahut yüzde 10’nu ) aşamadı?

Ayrıntılı Cevap:

Bu sorunun cevabının sosyolojik ve psikolojik ve tarihi hatta kelami yönleri vardır; ancak bu sorunun üzerinde etraflıca durmak bir çoklarının kavmi ve mezhebi taassup ateşini alevlendireceğinden cevap olarak sadece şu iki noktaya değinmekle yetiniyoruz:

1- İnsanların kendi ilahi fıtratları gereği bir yöne yönelmeleri yerince o yönün hak olduğunu gösterebilse bile bu yöneliş Muaviye Yezid gibi Emevi veya Abbasi sultanlarının kılıç zoruyla gerçekleşmiş ise bir değer taşımaz.

İbn-i Ebilhadid el-Medaini’den naklen yazıyor ki “Muaviye camaat yılından (Camaat yılı Umeyye oğullarının literatüründe Muaviye ile biat edilme yılına denilmiştir. Bu da Ehl-i Sünnet vel-camaat kelimesinin hangi kaynağa dayandığını ve kimin sünnet ve cemaatı kastedildiğini göstermek yönünden ilginçtir) sonra Muaviye kendi valilerine bir emir yazarak o emirde şöyle dedi: ‘Ben Hz Ali ve Ehl-i Beyt’inin fazileti hakkında hadis nakleden kişilerden teberri ediyorum. (uzak olduğumu ilan ediyorum)’ Bunun üzerine hatipler minber üzerinde Hz. Ali’ye lanet eder ve ondan uzak olduklarını söyler ve onun ve Ehl-i Beytini yererlerdi. Özellikle Kufe’de Hz Ali’nin şiaları çok olduğundan bu şehirde şialar kim oldukları vali tarafından incelenerek ortaya çıkarılıyor. Nerde olsalar yakalanarak öldürülüyor, bazılarının el ve ayakları kesiliyor ve bazılarının gözleri çıkarılıyordu. Öyle ki buna müteakip şia olarak tanınmış bir kişi Kufe’de kalmadı.” (Şerh-i İbn-i Ebil-Hadid 11 / 44)

Muaviye’inin oğlu Yezid’in dönemi Ehl- i Beyt mektebine baskı ve zulüm yönünden daha kötü idi öyle ki Hz. Hüseyin ve 72 yaranı susuz olarak Kerbela’da şehid edilmişlerdir. Sonraki dönemlerde de Ehlibeyt mektebine olan bu hınç ve düşmanlık daha da artmış ve Ehlibeyt mektebinin yayılması önlenmeye çalışılmıştır. Buna karşılık Ehlibeyt’in karşısında olan mektep ve mezhepler yani Ehl-i Sünnet vel camaat ve bu mektep içerisinde yer alan dört fıkhi mezhep bazı istisna durumları hariç genelde Emevilerin ve Abbasilerin ve sonraki sultanların kılıçlarının koruması altına girerek maddi desteklerine mazhar olmuştur. Bu gerçekleri dikkate aldığımızda acaba zalimlerin desteğiyle bir mezhebin yayılması o mezhep için bir iftihar mı sayılır yoksa bir zaaf noktası mı?!

2- Taraftarlarının çok ve az olduğu gibi ölçülerle hareketle bir fikrin değerlendirmek –doğru olduğu taktirde bile- şüphede olan insanlar için geçerli olabilir ama hakkı apaçık ortada iken çoğunluk başka bir şey söylüyor sevad-i azam başka bir yerde diyerek haktan ayrılmak asla doğru olmaz.

Kur’an-ı Kerim buyuruyor ki:

“Ey iman edenler siz kendinize bakın. Siz doğru yolda olunca sapan kimse size bir zarar veremez…” (Al-i İmran 105)

Yine buyuruyor ki: “Allah müminleri şu bulunduğunuz halde bırakacak değildir. Sonunda kötü ve pisi temizden ayıracaktır.” (Al-i İmran 179)

Yine buyuruyor ki:

“De ki pis ve kötü ile temiz ve iyi bir değildir; pis ve kötünün çokluğu hoşuna gitse bile. Öyleyse ey akıl sahipleri Allah’tan korkun ki kurtuluşa eresiniz.” (Maide: 100)

Bu ayetleri zikretmekten maksadımız, elbette kimin kötü ve kimin temiz olduğu hakkında bir yargıda bulunmak değildir. Bunu incelemek konumuz dışındadır ve başka delilleri gerektirir; maksadımız sadece çokluğun temizlik ölçüsü olmadığını vurgulamaktır.

Çoğunluk Emevilerin yanında yer alarak alenen şarap içen fisk-u fucur yapan haksız yere kan döken zulüm eden, dinle oynayan Yezid’in yanında yer aldılar ve Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit etme olayında Emevileri desteklediler bu çoğunluğun Allah katında bir değeri var mi?

Hz. Ali buyuruyor ki:

“Hak yolu katetmede o yolu katedenler azdırlar diye yalnızlığa ve vahşete kapılmayın.” (Nehc’ul-Belağa)

  • Etiketler
  • Yorumla
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz